Bu sene, 23 yılda ilk kez, Altınoluk'a gitmeden önce Ayvalık'a gittik. Sezonu Ayvalık'ta açtık desem yalan olmaz. 30 derece sıcaklıkta ama bunaltmayan bir havada, yaza göre kalabalık olmayan Ayvalık sokaklarında dolaşmak hepimize çok iyi geldi. Ayvalık'ın en sevdiğim şeylerinden biri olan sokaklarında uzun bir süre dolaştıktan sonra daha önce hiç girmediğim, ya da farkına varmadığım, bir sokağında çöp(m)adam çantaların yapıldığı atölyeyle karşılaştım. Aslında burda yapıldığı biliyordum ama dediğim gibi bu sokağa daha önce hiç girmemiştim sanırım. O gün atölye kapalı olsa da haftaiçi bir gün tekrar gelirim nasıl olsa diye pek üzülmedim.
Hemen yanındaki "Palabahçe Kahvehanesi" bir diğer adıyla "Şeytanın Kahvesi" kesinlikle biraz soluklanıp kahve içmek için mükemmel bir yer. Kahvenin içi benim gibi eskiyi ve eski dönemleri sevenler için oldukça nostaljik. Ayvalık'tan sonra Cunda'nın kalabalığı klasik bir yaz günü gibi olsa da, yine de herzamanki gibi çarşısında turlamak, havasını solumak beni mutlu etmeye yetti de arttı bile. En kısa zamanda Altınoluk'ta görüşmek üzere!
Şortum #hmlovesmusic koleksiyonundan, yeleğimi Terkos Pasajı'nda bulmuştum.
Wearing *Short from Hmlovesmusic collection *vest from local bazaar
fotoğraflar: Altuğ Oymak
***





















