26 Kasım 2012 Pazartesi

BARCELONA'DA İLK GÜN


   
           Porto'nun o yalnız ve sessiz halinden sonra Barcelona'da ufak çaplı bir şaşkınlık yaşamadık desem yalan olur. Adım başı turistin olduğu, gürültülü ve kalabalık bir şehir Barcelona. Kaldığımız yerin bir apartman dairesi olmasından olsa gerek, kendi evimizdeymişiz gibi hissettiğimiz oldukça rahat üç gün geçirdik bu güzel şehirde. Barcelona'nın sahip olduğu en güzel şeylerden biri olan Mercat de la Boqueria pazarı bizim apartmana çok yakın olduğu için ve bir yere gitmek için sürekli pazarın önünden geçtiğimiz için kendimizi sürekli burda bulduk. Benim gibi denizden çıkan her şeyi yiyebilen birisi için bu pazar bir cennet. Pazara ilk girdiğimizde sanırım bir saatimizi dolaşarak ve ayaküstü bir şeyler yiyerek geçirdik. Çeşit çeşit meyvelerden, meyve salatalarından, meyve sularından, şekerlerden, çikolatalardan bahsetmek bile istemiyorum. İyi ki burda yaşamıyorum, yoksa bütün paramı bu pazarda yiyip bitirebilirdim. 
Karnımız ve gözümüz fazlasıyla doyunca artık Barcelona'yı ve Gaudi'nin eserlerini keşfetmenin zamanının çoktan geldiğinin farkına vardık. Açıkça söylemem gerekirse Barcelona'ya gelmeden önce Gaudi hakkında fazla bir bilgim yoktu. Belki de bu yüzden, yaptığı her şeyi görünce ayrı bir şaşkınlık geçirdim: Özellikle Park Guell'de... Önce üzerinde yürüdüğümüz parkın daha sonra aşağısına indiğimizde aslında burasının asma bir kat gibi sutunların üzerinde olduğunu görünce çok şaşırdık. Yukarıdan kesinlikle anlaşılmıyor, tabi benim gibi daha önceden bir bilginiz yoksa. Bahçeye çıkan yolda birçok değişik sokak sanatçılarıyla oldukça eğlendik. İkizimi daha önce görmeyenler için tanıtayım; evet o dil çıkaran ta kendisi; Everday i'm sincaping blogunun sahibi :)
Daha önümüzde iki tam gün varken her şeyi bir güne sığdırmaktansa, yavaş ama iyice gözlemleyerek geçirdik    ilk günümüzü. La Sagrada Familia klisesini ilk gün sadece dışarıdan gözlemledik. Açıkçası sadece Gaudi'nin yaptığı kısım kalsa daha iyi olurmuş, çünkü yeni yapılan yerler bütününde hiç hoş durmuyor. 

Barcelona'da hava tahmin ettiğimizden oldukça sıcaktı. Tüm gezi boyunca şans bizden yanaydı çünkü hava hep güneşliydi; birkaç istisna dışında. Barcelona'da ilk gün Topshop deri  görünümlü pantolonumu, Mango kırmızı ceketimi, Topshop ayakkabılarımı giydim. Yurtdışı tatillerine giderken herşeyle uyum sağlayacak belli  parçalar seçmenin avantajını bir kez daha anladım: ne kadar az kıyafetle gidersen dönüşte aldıklarına yer bulmak bir okadar kolay olur =)

Wearing  *Topshop coated pants  *Mango blazer  *Topshop loafers  


***


8 yorum:

PrettyWeird dedi ki...

Ah Barcelona, özledim :(

blogdayaparimkariyerde dedi ki...

en çok gitmek istediğim yerlerden biri. Sayende gitmiş kadar oldum Berilcim:)

Melislicious dedi ki...

barcelona barcelona filmindeki penelope cruz kadar güzelsiniz:)))

fcosmos dedi ki...

Kıskançlıktan ölsem mi acaba ;), karnım acıktı mutfağa gidiyim ben :)

Adsız dedi ki...

bu ne güzel pantolon beril, hala var mıdır acaba yeni sezon muydu

A.O Bolat dedi ki...

Adamımsın Gaudi :) ben de zamanında belediye başkanı için röportaj hazırlamış.
Barselona için yazı hazırlamıştım :)

Berrilla dedi ki...

PrettyWeird, özlenmicek gibi değil :)

blogdayaparımkariyerde, negüzel ozaman çok sevindim ^_^

Melislicious, çok teşekkür ederim =)

fcosmos =) benim bile bakarken canım istedi yine :)

Adsız, yeni sezon değil geçen sene almıştım ama Topshopta benzer şeyler hep oluyor

A.O Bolat, =)

iremik dedi ki...

Beril, fotoğraflarına bakınca Barcelona'yı özlediğimi hissettim. İnsan sadece 4 gün geçirdiği bi yeri nasıl özleyebilir bilmiyorum ama Gaudi ruhu, Mercat de la Boqueria ahh, yeniden orada olmak istiyorum!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...