10 Ağustos 2013 Cumartesi

BABAKALE


 Her yaz olduğu gibi yolumuz yine Babakale'ye düştü. Bu küçük yeri oldum olası çok seviyorum ama bu seferki gidişimiz biraz hayal kırıklığı oldu. El değmemiş  kimsesiz sahili, kayalıklarla dolu denizi beni hep cezbediyordu ama eski halinden pek eser kalmamış. Düzenlenmiş sahil, kayalıklardan kestanelerden temizlenmiş bir deniz hiç bana göre değil. Ne kadar az medeniyet, o kadar büyük keyif benim için.
 Biraz rabet görünce tanınan her yer değişmek zorunda olmamalı. 
Türkiye'nin en batı ucu olduğundan geçen yazki ziyaretlerimin postunda bahsetmiştim sanırım. Peki muhtara gidip Türkiye'nin en batı ucuna geldiğinize dair bir sertifika alabileceğinizi biliyor muydunuz :) Ama bu seferki gidişimiz güzel bir keşfe de sebep oldu. Yoldaki siyah lekelerden anlaşılacağı üzere köyün içinde bir karadut ağacına rastladık. İsterse pazarda en ucuzu, en organiği, en doğalı satılsın, hiç bir şey dalından koparıp yemeye benzemiyor. Ah tabi karadut toparlarken bir katil gibi gözükmek kaçınılmaz; dalından koparırken akan suları her yeri kırmızıya boyuyor!

Elbisem Asos, kolyem Stradivarius, sandaletlerim Zara, saçlarımın aşırı kıvırcıklığı ise Babakale'nin denizinin serin suyundan.


Mutlu, sağlıklı haftasonları!

Wearing *Asos dress *Stradivarius necklace *Zara saldals



***



6 yorum:

melisa solmaz dedi ki...

sandaletlerin çok güzel gözüküyor canım

Adsız dedi ki...

merhaba beril, saclarinin buklelerinin belirgin olmasi icin ne kullaniyorsun? simdiden tesekkurler :)

Adsız dedi ki...

saçlar bir harika :)

Adsız dedi ki...

Beriil seni cok begeniyorum ama ilk defa yorum atiyorum.acaba sacini nasil kurutuyosun bi tokayla mi one sekil veriyosun dogal kuruyarak bu sekli alamaz heralde?benim sacim dalgali sacma sapan bisey belki yardimi olur :))

Adsız dedi ki...

Slm beril fotolarını cok beyendin ben o köyde yasayıp büyüdüm her karışını bilirim oranın

Adsız dedi ki...

Slm

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...