12 Mart 2016 Cumartesi

STOCKHOLMDE İLK GÜN/SKANSEN

Herkese selam!
20 senelik 3 kız arkadaşımla uzun zamandır planladığımız seyahatin sonuna gelmiş bulunuyoruz.  Yaklaşık bir sene önceden biletleri aldığımızı düşünürsek gerçekten de uzun bir zaman diliminden bahsettiğimi farketmişsinizdir. Bir sene önce bilet almak biraz riskli olabilir ama, o günün gelmesini beklemek ve plan yapmak için uzun bir zaman diliminin olması da güzel oluyor. Neden İsveç, neden Stockholm bilmiyorum. 4 kız bir gece oturdu ve düşündü. Daha önce hiçbirimizin gitmediği yer neresi var? Hmm, Stockholm'e ne dersiniz?
İsveç kültürü benim için İkea'dan öte gidemeyen bir kavramdı. Son zamanlarda özellikle İnstagram üzerinden takip ettiğim yemek ve lifestyle bloggerlarının çoğunun İsveç'te yaşaması; paylaştıkları fotoğraflara hayran kalmam da bu kültürü merak etmem de etkili olabilir. Özellikle dikkat ettiğim şeyler arasında herkesin çoluk çoçuklu olması ve evlerinin mükemmel düzeniydi. Herkes sağlıklı besleniyor, sağlıklı tatlılar yapıyor ve spor yapıyor. Benim hayat düzenimin bu üç şey üzerine kurulu olduğunu düşünürsek, gitmek için nasıl can attığımı anlamışsınızdır.

Gitmeden önce yaptığımız araştırmalarda hep bahsedilen şey İsveç'te her şeyin çok pahalı olduğuydu.   Okuduğum bloglarda her ülkede asla alınmaması gereken, fakat Stocholm'de bunun tam zıttı olduğu söylenen 'City pass' kartları ile ilgili yazıların güncel bilgileri içermediğini, İsveç' e ayak basınca farkettik. Şehirdeki bütün müzelere ücretsiz giriş sağlayan; tüm metro, tramvay ve otobüslere sınırsız biniş sağlayan bu kartın geçerliliği meğer 2015 yılı sonunda bitmiş. Şu anda geçerli olan kart sadece 4 müzeyi kapsıyor ve fiyatı hayli yüksek. Yanlış hatırlamıyorsam Türk parası olarak 300-350 lira olması gerekti. Neden böyle olduğunu ve fiyatın neden bu kadar yüksek olduğunu sorduğum görevli kadının bana cevabı çok netti:
 'Burası Stocholm, burası İsveç!'
Biz sadece 72 saatlik sınırsız metro kartı alarak bence en doğru tercihi yaptık. Stocholm'de çok fazla müze olduğu için zaten gideceklerimiz sınırlıydı. İlk gün, belki de en çok eğlendiğimiz yere yani açık hava müzesi 'skansen' e gittik. Burası hem İsveç kültürünü gözlemleyebileceğiniz hem de birbirinden ilginç hayvanları yakından görebileceğiniz çok büyük bir yer. Karlar altında görmek bence çok çok güzeldi.



Skansen'e giriş ücreti 100sek civarlarında. Kesinlikle gidilmesi gereken ilk yerlerden. Kış olduğu için  bazı hayvanlar kış uykusundaydı. Her yer kar altında ve çok soğuk olmasına karşın bizim en hoşumuza giden yerlendendi. Bizi en çok etkileyen, yemek yeme saatine denk geldiğimiz devasa büyüklükteki baykuştu. Hergün 20 tane fare yiyen bu baykuş kendisini izlediğimizden gayet memnun halde bize resmen şov yaptı. Nerdeyse 3 saatimizi geçirdiğimiz bu açık hava müzesinde acıkan karnımızı doyurabileceğimiz açık sadece bir yer vardı. İkea mantığı ile işleyen bu restorantta klasik isveç köftesini ayıla bayıla yedik. Ve rastgele oturup İsveç köftesi yediğimiz bu yer, ilk ve son köfte yediğimiz yer oldu.


Devamı gelecek...




***











1 yorum:

Shadoweyes Ontheway dedi ki...

Stockholm'e gittiğimden beri rüyalarıma bile giriyor bu şehir :) Çok çok güzel bir yerdi. Skansen' e de bayılmıştım... Lunaparkta da acayip eğlenmiştik ;)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...