15 Haziran 2016 Çarşamba

SAKIZ ADA'SINDA BİR GÜN



Herkese merhaba!
Kış boyunca yaptığım seyahatlerin nerdeyse çoğunu blogta yazamadım. Bunun için üzgünüm. Instagram üzerinden anlık paylaşımlar yapmak beni daha çok mutlu ediyor. Yazı yazmayı, düşüncelerimi aktarmayı elbetteki özlüyorum ama zaman yönetimi konusunda biraz sorun yaşıyorum sanırım. Yapılacaklar çok kendime ayıracağım vakitte sınırlı olunca çoğu zaman sadece kendime vakit ayırıyorum. Sosyal medya üzerine yapmak istediğim çok şey var. Mevcut işimden dolayı zamanım hiç bir şeye yetmiyor. Bir tercih yapmam gerekiyor belki de, ama nasıl ve nezaman olduğu konusunda şu an için net olamıyorum. Ama kararlıyım, bu haftadan itibaren hafta hafta yapmam gereken şeyleri tek tek not alacağım. Buna yemek tarifleri ve diğer blog yazıları da dahil. Umarım bu bana yardımcı olacak ve çok daha  güzel şeyler gerçekleşecek. 
 
Daha yazın başında sayılırız ve ben daha şimdiden çok güzel 2 tatil yaptım bile. İkiside oldukça spontene gelişti ve gerçekten çok güzeldi. 
 Ecemle( @nakedqueen) uzun zamandır gitmek istediğimiz İzmir'e, sakız Ada'sı rotasını da ekleyerek bir çıkarma yaptık. İzmir'de neler yaptık bir sonraki postun konusu olsun. Ben size mis gibi sakız kokan adadan bahsetmek istiyorum biraz.

Sakız Ada'sına ulaşım oldukça kolay. Çeşme limanından kalkan vapurlarla 25 dakikada ulaşabilirsiniz. Biz günübirlik gitmek istediğimiz için hızlı vapurları tercih ettik. Normal vapurlarla ulaşım 50 dakika. Biletlerimizi önceden internetten( www.erturk.com.tr) den aldık. Sabah Çeşme limanına vardığımızda tek sorunumuz yanımızda hiç Euro olmamasıydı. Bunu neden sabaha bıraktık bilmiyorum. Alsancak'taki küf vintage ziyaretimizin etkisinden çıkamamaktan olabilir. Limandan çarşıya yürüdük ve şansımıza( 09:30 da açılacağı söylense de) 08:30 da açık bir döviz bürosu bulduk. Sabah sporunu da böylece yapmış olduk. Vapur tam saatinde kalktı ve gerçekten 25 dk sonra adadaydık. 
Sakız Ada'sı gerçekten çok büyük. Gidilecek yerler yürüme mesafesinde değil. O yüzden araba kiralama şart. Zaten limandan inince karşınıza araba kiralama dükkanı çıkıyor hemen. Günlüğü 30-50 Euro arası değişiyor. 


 
Pazar günü marketlerin kapalı olduğunu biliyorduk ama yine de bir umut gözümüz açık bir market arayışındaydı.Ecem de varken marketsiz bir ada düşünülemezdi. Maalesef hiç market bulamadık. Sonradan öğrendiğimize göre havaalanı yakınında Pazar günleri açık bir market varmış ama oraya gitmeye vaktimiz yetmedi.
 Gitmedik istediğimiz iki köy vardı: biri Pirgi, diğeri Mesta. Bu iki köy de Ada'nın Güney kısmında ve birbirlerine yakın sayılırlar. Vaktimiz sınırlı olduğu için en bilinen bu iki köye gitmek en mantıklısıydı.


Pirgi, mozaik kaplı evleri ve renkli kapılarıyla eşsiz güzellikte olsa da, ben Mesta'yı daha çok sevdim. 
Yoldan geçerken, evinin önünde oturmuş sohbet eden teyzelerin size sürekli gülmesi ve selam vermesi, adayı sevmek için tek neden bile olabilir. Oldukça sıcakkanlı ve misafirperverlerdi. Girdiğimiz her hediyelikçide ya sakızlı şeker ya da likör ikram edildi. Adaya özgü sakız pidesi almanızı tavsiye ederim. Dışı ince kağıt helva, arası sakızlı ya da meyveli, cevizli macunlarla kaplı değişik bir tatlı. Bizi cezbeden ambalajları oldu :)
  
Tam öğle güneşinde kaldığımızdan dolayı çok bunaldık ve deniz molası vermek için Pirgi'den ayrıldık. Sakızın meşhur plajlarından Maura Volia, denize girdiğimiz tek yer oldu. 


         Mesta köyüne giderken Olimpi Cave tabelasını gördüğünüz sapağa hemen girin. Milyonlarca yıldır var olan mağaraya girdiğinizde kendinizi film setinde gibi hissediyorsunuz. Girişi sizi biraz korkutabilir; döne döne indiğiniz yolda karşınıza çıkan demir kapının,  açılınca karşınıza ne çıkaracağı gerçekten ürkütücüydü. Mağaranın içinde daracık merdivenlerden aşağı doğru indikçe farkedeceksiniz ki aslında bu sahne size bir yerlerden tanıdık. Belli bir yere kadar insanların inişi mümkün; kalan 30 metre geçilemeyecek daracık yollardan oluşuyormuş. Sonunun nereye çıktığı beni gerçekten çok heyecanlandırdı. Giriş 5 Euro ve kesinlikle buna fazlasıyla değiyor!





Biz neden günübirlik gittik bilmiyorum. Sakız Ada'sı bir günde bitecek bir yer kesinlikle değil. En az 2 gününüzü bu güzel adaya ayırmanızı tavsiye  ederim. Ada'nın Güney kısmının yarısından bile daha azını görmek bizi bu kadar etkilediyse, tamamını keşfetmiş olmak nasıl hissettirirdi bilemiyorum. Biz yapamadık ama siz gidin ve Ada sabahına gözünüzü açın. Sakızlı ne varsa yiyin. Ada halkıyla selamlaşıp sohbet edin. Sizi kucaklayıp, Adalı  gibi hissettireceklerine bir günlük tecrübemle garanti ederim!

İyi tatiller!



***




2 yorum:

Naked Queen dedi ki...

Enfes yazmıssın kanal'da video'nun altına direk link vericem :))

Unknown dedi ki...

cok guzel bi yazı olmus :) fotograf makinenizin modeli nedir acaba ?

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...