26 Eylül 2016 Pazartesi

STOCKHOLM ESKİ ŞEHİR | GAMLA STAN


               Stockholm'e ayak basar basmaz, valizlerimizi arkamızda sürükleye sürükleye eski şehrin ortasında bulduk kendimizi. Etrafta bizden başka turist, hatta pek insan bile yoktu. Havada tipi şeklinde bir yağış ve keskin bir soğuk vardı.  Saat 16:00 suları olmasına rağmen hava kararmaya başlamış ve nerdeyse mağazaların çoğu kapanmıştı. Buna hediyelik eşya satan yerler de dahil. Şehrin en turistik yerinde, toplasan 3-4  hediyelikçiden başkası da yoktu aslında. Stockholm'den ne alınır sorusunun cevabını, her vitrinde gördüğümüz geyik figürlü eşyalar ve viking temalı objelerden alıyoruz. Ben sadece üzerinde geyik baskısı olan bir bardak alıyorum son gün, okadar. 







         


   İnternet'te Stockholm diye arattığınızda karşınıza muhtemelen eski yerleşim yeri olan Gamla Stan'da bulunan ve adeta şehrin sembolü haline gelmiş bu evlerin fotoğrafları çıkacaktır. Eski şehrin üzerine bulunduğu bu ada, şehrin hem en kalabalık  meydanı, hem de daracık sokakları ile kendinizi Ortaçağ'da hissettircek en tarihi bölümü. Her sokağına mutlaka bir göz atmakta fayda var çünkü birbirinden ilginç tasarımlar ve farklı hediyelikler bulabilceğiniz dükkanlarla dolu. Şehrin en popüler meydanı Stortorget'teki tarihi kırmızı binanın altındaki Ckokladkoppen ise, İsveç'in meşhur tatlısı Semla'yı yemek için güzel bir adres. Kakuleli ve içinde badem ezmesi bulunan bu tatlı Fika (isveç'te kahve molası anlamına geliyor) yanına güzel bir tercih olur. Ben içmedim ama buranın sıcak çikolatasının da oldukça iyi olduğunu okumuştum; arkadaşlarım test etti ve onayladılar.







                 
Gamla Stan'a üç farklı köprü bağlantısı var. Biz nerdeyse şehrin en görkemli giriş kapısının olduğu geçiş köprüsünü görmeden gidecektik. Stortorget meydanından aşağıya inip köprüden karşıya geçtik ve nehrin kenarındaki kuğular gözümüze çarptı. Kuğular diyorum ama belki yüzlercesi olan bir kuğu topluluğundan bahsediyorum. Sabah saat 8-9 civarıydı ve birkaç üniformalı kişi küçük bir araçla nehir kıyısına yanaştı. Araçlarının arkasında üst üste bulunan onlarca yem torbasını birer birer açıp nehre atmaya başladılar. O sırada nehirde yüzen ne kadar kuğu, kuş varsa hepsi bir yerde toplandı ve bize adeta şov yaptılar. Onların beslenme saatine denk gelmiş olmamız bize güzel bir sürpriz oldu. Biz kuğuların güzelliğine kapılıp nehir boyunca onlarla birlikte hareket edip ilerleyince çevremizin bir anda kalabalıklaşıp, elinde fotoğraf makinası olan turistlerle dolduğunu fark ettik. Ve evet, şehrin ana giriş kapısına gelmiştik.











          Bastıran soğuk hava ve karla karışık yağmur fotoğraf çekmemize biraz engel olsa da, bir müddet sonra yağış durarak yüzümüzü güldürdü. Renkli tarihi binalar, daracık ve dik sokaklar, farklı tasarımların olduğu dükkanlar, ortaçağ kasabası ve ıssız bir Stockholm, bizim Gamla Stan'dan aklımızda kalanlar. Bu adacık şehrin sadece küçük bir bölümü olsa da,  Skansen ile birlikte bence en güzel iki adasından birisi. 
İsveç sokak modasının kalbinin attığı yer ve birbirinden güzel İsveç markalarının olduğu, hipster mekanlarla dolu olduğu bölümü bir sonraki yazıda...



Beril.



***






Hiç yorum yok:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...